MELKA by Meltem Kaymak

December 21, 2013
MELKA by Meltem Kaymak

 

Saç aksesuarlarından ya da şapkalardan söz açılınca kalbimin o meşhur pırpırlarının başlamasından daha doğal ne olabilir? Saçıma taktığım bir aksesuarla kendimi hayaller ülkesinde salınırken bulmamın mutluluğun getirdiği sarhoşluk ile bir bağlantısı olmalı. Kendini başka bir dönemin insanı sanarak sokaklarda atılan her adım, sizi dünyanın gerçekliğinden kendi gerçekliğinize hızla çekerken kurmaca dünyanız içinde daha güçlü, daha mutlu olmanız kaçınılmaz. Evet, şapkaların mutlulukla bir ilgisi var!

Cumhuriyet’in ilk yıllarında modern Türk kadınının Batılılaşma sürecini temsilen kullandığı o güzelim aksesuarların Pera’yı süsleyişi şimdi film karelerine sıkışmış romantik birer anı. Şayet Rum ya da Yahudi kökenli iseniz veya arkadaş çevreniz sayesinde kilise ya da sinagog düğünlerine katılma olanağınız oluyorsa, şanslısınız. Birbirinden güzel saç aksesuarlarının, kokteyl şapkalarının ülkemizde vazgeçilmez bir aksesuar olarak hala kullanıldığı nadide ortamlar bunlardan ibaret.

Bu konuda detaylı araştırmalarım olmadı; ancak bugün günlük yaşamın içinden çekildiyse bu aksesuarların kullanımı, bana soracak olursanız bunun en yaygın açıklaması modern şehirli kadın figürünün ortaya çıkışı ve estetik alışkanlıklarımızın rahatlığımızı koruyacak parçaları seçmemize neden oluşu olacaktır. Aceleyle şehrin bir ucundan diğerine ulaşmaya çalışırken saçlarımız uçuşmasın diye başımıza geçirdiğimiz bir berenin, Pera’ya çıkarken şıklıklarına son dokunuşu saçlarının arasına yerleştikleri narin bir parçayla tamamlayan kadınların şapkalarından çok daha fazla iş gördüğü aşikar.

Yıllar yılı Hazzopulo’da (Danışman Geçidi) Katia’nın butiğinin önünde kahvemi yudumlarken o şapkalara dalıp gitmiş biri olarak, yazık ki tarihin acımasızlığına rağmen ayakta durabilmiş bir başka şapka tasarımcısının varlığından söz edemiyorum. Ama biliyorum; içinizde benim gibi aradığı saç aksesuarlarını bulamamaktan şikayetçi, isyan eden şapkaseverler de var! Ve değişen trendlerle birlikte geçmişe dönüşü yaşadığımız şu yıllarda çok da mutluyum. Bugün artık yeni kuşak şapka tasarımcılarının isimlerini birer birer duymaya başlıyoruz. O isimlerden biri de Meltem. Benim ismine uzun zamandır yalnızca birbirinden güzel el emekleri aracılığıyla aşina olduğum, ancak çok yakın zaman içerisinde de tanışarak el emeği kadar gönül güzelliğine de tanık olduğum bir isim.

Meltem Kaymak, Radyo-Sinema ve Opera-Şan eğitimlerinin ardından uzun yıllarını sahnelere vermiş bir isim. Ses sanatçılığı ve müzikal oyunculuğunun yanısıra dizi ve reklam oyunculuğuyla devam eden tempolu bir sanat yaşamının ardından yaklaşık 4 yıl kadar önce profesyonel sahne yaşantısını sonlandırarak merak duyduğu şapkalar ile profesyonel olarak ilgilenmeye başlıyor. Ancak hali hazırda yukarıda söz ettiğim koşullar söz konusuyken, istediği kalitedeki üretime geçebilmesini sağlayacak materyallere ulaşmakta sıkıntılar yaşıyor. Sonrasında çantasını kaptığı gibi işin merkezine bir seyahate çıkıyor; evinde kendi araştırmalarıyla geliştirdiği tekniğini süsleyecek en güzel malzemelerle dolduruyor çantasını ve duvarlarını annesinin yaptığı yağlıboya tabloların süslediği evinde kurduğu mini atölyesinde babaannesinden kalma antika dikiş makinesinde başlayan üretim sürecini, ikinci el tezgahlarda bulduğu şapka yapım aparatlarıyla sürdürüyor. Meltem’in enerjisinden midir, yoksa tarihi dokunuşlara sahip o nostaljik kokudan mıdır nedir işin mutfağına girdiğiniz an kendinizi tarihin içinde gezinirken buluyorsunuz.

Meltem’in şapkalarını incelemek isteyenler için benim ekleyeceğim bir detay daha söz konusu. Şapkaların kullanımında kendiniz için en işlevsel detayı seçmeniz gerektiğine inanıyorum. Şapka tarağı, şapka tokası, taç ve lastikli olmak üzere aynı şapkanın 4 farklı detayla üretilmesi mümkün. Meltem müşterilerinin en çok tacı tercih ettiklerini, İngiltere’de en yaygın kullanım olan lastikli modellerin ise ülkemizde diğerlerine göre daha ender tercih edildiğini söylüyor. Bana soracak olursanız, doğru uygulama ile en sağlam saç tutuşuna sahip olan ise taraklı modeller iken, şapkayı hangi ortamlarda kullanacağınızın da tercihinizi yapma aşamasında tasarımcı ile değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Şayet şapkayı takıp headbang yapacaksanız bu durumu ayrıca görüşelim 🙂

Bkz. Yanlış konumlandırılmış şapka ile dünyayı fethedebileceğini sanan blog sahibesi!

Şapkaya sahip olma aşamasına gelince ise, minik bir tüyoyu paylaşmakta fayda var. Şapkanın kullanımının uzun ömürlü olması için şeklinin deformasyona uğramasını engelleyecek bir kutu içerisinde korunması gerekiyor. Şayet herhangi bir yerinde darbe, vs. kaynaklı bir şekil bozumu olursa da herhangi bir objeden faydalanarak uygulayacağınız ağırlıklarla şapkayı eski haline döndürmeniz mümkün.

Hadi, gelecek şapkalarla dolu olsun! 😉

İletişim:


%d bloggers like this: