11 Mart 2014’ten 13 Mart 2014’e

March 12, 2014

Yazmayacaktım. Bu blogda gündemin, siyasetin, hayatın gerçeklerinin yeri olmayacaktı. Çünkü burası benim nefes alma yerimdi. Oysa şu an içimden duygular taşıp evime sığamazken susmak ayıp olurdu.

Sen hiç anne, baba, kardeş, dayı, hala oldun mu?

Senin hiç bir yakının öldürüldü mü?

Hadi yumuşatalım; senin hiç bir yakınının ölümüne sebebiyet verdiler mi?

Ölümünden evvel, dile kolay 269 gün komada kalıp bir umut yeşermesine sebep oldun mu?

Soruyorum. Soruyorum çünkü bir hala olarak, her ne koşul altında olursa olsun yeğenimin kılına gelecek bir zararı hayal dahi edemiyorum. Soruyorum çünkü bu ülkenin evlatlarından, bir oğlu dağa çıktığında diğerini askere yollayan annelerin hikayelerini dinledim. Soruyorum çünkü çocukluğum süresince haberlerde izlediğim şehit ailelerinin isyanları kulaklarımdan da gözlerimden de silinmedi. Soruyorum çünkü 269 gündür komada yatan, 14’ünden 15’ine en uzun uykusunda geçerken 16 kiloya düşmüş bir çocuk öldü dün.

İnsan hayatının ne denli değersiz, ne denli ucuz olduğunu bize öğreten bir çocuk öldü. Ölüm, kaçınılmaz sonumuz olsa da hiçbir canlıya yakışmaz. Ölüm var, takdir-i ilahi dersin ama onu bile kabullenemezsin. Sevdiğinin eksikliğiyle yaşamak zordur çünkü. Ölüm var, birinin elinden gelir. Ne uykuda gelen ölüme benzer ne yaşlılıktan gelen ölüme ne de hastalıktan gelene. İçindeki tüm acıların öfkeye dönerek yöneldiği bir başkası vardır. Canını almıştır. Vicdanı bir ona konuşur -varsa şayet. Seninse içinde öfke büyür. Önce birine yönelik bir öfke, sonra adaletsizliğe karşı, sonra adaletin peşine düşmeyene…

Berkin Elvan, 269 gündür siyasal bir simge. Tıpkı Lobna gibi. Önce Lobna hayata döndü, bir umudumuz oldu Berkin için. Ve şimdi Berkin gitti… Bizim içimizde de birşeyler öldü; ama vicdan uyandı. Bugün şayet şehir şehir sokaklara döküldüyse kitleler, Neden bu? demez misin?

Ekmek almaya gitmişse ölüm yakışmaz da, üzerine doğrultulan gaz fişeği atan silaha sapanla taş atarak karşılık verdiğinde mi yakışır ölüm?

Söylesene, senin oğlun olsaydı Berkin; sana rağmen sokakta olsaydı, varsay ki sen ekmek almaya göndermişken o bile isteye çatışmaya girseydi, yine diyecek miydin “Gitmeseydi!” diye? “Su testisi su yolunda!” diyebilecek miydin? Söylesene kendi evladına dönüp nasıl sevgi selleri sergiliyorsun?

Olmuyor. Annelik, babalık, kardeşlik, ya da her neyse o yalnızca sana ait olana sahip çıkmakla olmuyor.

Her gün ekranlarda aynı kelamları tekrar eden, “Onlar!” diye hedef göstermekten çekinmeyen, dün gözyaşları içinde memleketine geri dön çağrısı yaptığı okyanus ötesi bugün terörist başı olmuşken, bir başka memlekette yaşanan siyasi çatışmalar neticesinde hayatını yitirenlere ölümü yakıştıramayıp kendi toprağındakiler için polise emri kendisinin verdiğini binlerin önünde mikrofonlara haykırırken, günbegün ortaya çıkan ses kayıtlarının doğruluğunu görüşmenin bir tarafı doğrulayıp diğeri reddediyorken senin vicdanın nasıl kabul ediyor beşer şeşer insan evladının yaşanan hiçbir şeyin sorumlusu olmadığını ve doğruluğundan şaşmayacağını? Sorgusuz sualsiz teslimiyetinin sebebi nedir? Senin aklının hayalinin asla birarada görmediği milyon dolarların, sırf sen hayalini kuramıyorsun diye, biraraya gelemeyeceği midir?

Neden biri “Başbakan hedef gösteriyor!” derken nefret saçıyordur da, diğeri “Çapulcular!” “Teröristler!” “Benim baş örtülü bacıma saldırdılar!” dediğinde nefret suçu işlemiyordur? Biri iktidar, diğeri azınlık olduğu için mi?

Anlamaya çalışıyorum… Siyasi bir partinin camlarını indirip kitleler halinde linç girişiminde bulunmak iki günde zihinlerden silinirken, demokratik haklarını aramak adına eylemlere katılan insanların üzerine şiddet yöneltince o kitlelerin arasına sana şiddet yöneltecek kitleler sokağa döküldüğünde mi terördür? Terörse, bunun müsebbibi kimdir?

Sormaz mısın hiç?

Milletin vekili “Terörün bitmesi ve kardeşliğimizden rahatsız olup çözüm sürecini hedef alan nekrofillere de gereken cevabı milletimiz 30 Mart’ta verecek” dediğinde, 14 yaşında toprağın altına giren 16 kiloluk bedenin, iktidarın siyasi bir sembole dönüşmesine neden olduğu Berkin’in ölümü üzerine sokaklara dökülen insanları, 14 yaşındaki o ölü bedenle cinsel ilişkiye girmek üzerinden temsil edebilmesi hak mıdır? Hangi dini inanç, hangi siyasi görüş reva görür bu yakıştırmayı? Nerdedir ölüye saygı? Nerde kalır kul hakkı?

Neden hepsi aynı başlığı manşete  taşımış gazeteler doğruyu söyler de, senin görüşünün aksini söyleyenler yanlıdır? Neden? Neden? Neden?

Kürtajın yasaklanmasına karşı olanlar mıdır bu ölümlerin ve kitlesel depresyonun sorumlusu?

İçki satışının yasaklanmasına karşı olanlar mıdır bu ölümlerin ve kitlesel depresyonun sorumlusu?

Ağaç kesme, AVM dikme diye sokaklarda olanlar mıdır bu ölümlerin ve kitlesel depresyonun sorumlusu?

Yoksa kızlı erkekli evlerde kalan öğrenciler midir, ensest mağdurlarının sayısı boğazı çoktan aşmış memleketimde?

Daha iki gün evvel o çok methettiğiniz Çağlayan Adliyesinin ortasında oğlunun silahından çıkan kurşunla öldürülen anne ve onu korumakla yükümlü gencecik polisin hikayesindeki gibi yaşanan onlarca kadın cinayeti midir; yoksa trans bireylerin eşit yaşam hakkı mücadelesi midir?

Belki de Allah’ın aldığı canı kurtaramayan, tırnak kontrolü yapar gibi hasta bakmakla yükümlü hekimlerdir?

Ve sebebi daha her neyse sırf hükümete karşı olmak mıdır ölümlere ve kitlesel depresyona sebebiyet veren? Akademik çalışmalarımızdan bizi uzaklaştıran, ailelerimizle ya da eşimiz dostumuzla aramıza giren? Sırf senden, sizden, tarafınızdan olmamak mıdır tüm bunların nedeni?

Merhaba İleri Demokratik Türkiye!

Benim vicdanım seni kaldırmıyor. Benim vicdanım bu yaşananların hiçbirini kaldıramıyor.

Dün Roboski yaşandığında sesi çıkmayan, sansüre saatlerce boyun eğen sen; orada “Ama kaçakçıydılar,” çoğunluğu akraba 26 canın katledilmesini mazur göstermek için bir bahane idiyse, burada da “Ama elinde sapan vardı”cılar ölümü normalleştirmek adına aynı bahanenin ardına sığınıyorlar. Kusura bakma arkadaşım, insanlığımız bu noktada ayrılıyor. Bu ülke bu saydıklarıma sessiz kalanları da gördü. Bu ülke bir köy halkının tamamı katledilmek üzere tarandığında, sağ kalanları ise topraklarında korumak zor geldiğinden olsa gerek toplu göçle İstanbul’a yerleştirip ölüm travması üzerine bir de köklerinden kopuş travması yaratıldığında sessiz kalanları da gördü. Bu ülke 28 Şubat’ta da sessiz kaldı, evet. Keşke o zaman da bugün yaşananların idrakında olan bizler şu yaşımızda ve şu idrakımızda olsaydık da senin baş örtülü bacının aslında benim baş örtülü bacım, annem, teyzem olduğunu haykırabilseydik böğür böğür.

Afyon’daki patlama gerçekleştiğinde hayatını yitiren gencecik canların hesabı soruldu mu? Sıkı dur, belki bu dediğim çok ağır gelecek ama belden aşağı vurmazsam anlamayacaklar var aramızda: Memleketin şehitlerini dilinden düşürmezken, askerdeyken intihar eden ya da faili meçhul ölümü intihar diye not düşülenler neden dilinize pelesenk olmuyor? Bu ülkenin birden çok Sevan’ı var. Sen onun adını biliyor musun? Yoksa şu anda Google’dan mı aratıyorsun kimdir bu diye? Söyleyeyim soyadı da Bıçakçı, aratman daha kolay olur.

Sen bana Kanal İstanbul yapadur, bir bebek camsız binada donarak ölsün bir başka ölü yavru bedeni çuvalda taşınarak kar aşılmaya çalışılsın? Adalet bu mu? Kalkınma bu mu? Türkiye sadece İstanbul mu? İzmir mi? Ankara mı? Soruyor musun hiç, neden oraya sıra gelmiyor diye?

Saatlerdir yazmaya çabaladığım bu yazıyı tamamlayamamışken Dersim’den gelen 84 doğumlu polisin yoğun gaz nedeniyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesinin sorumlusu da halk değil mi? Çıkmasalardı o da ölmeyecekti!

Vaatler bina dikmekle, havaalanı yapmakla, özetle maddeye paha biçmekle sınırlı kaldı mı yaşanan bunlar olacak. Benim halkım yine birilerinin peşinden koşaduracak; ama kimse devlet babanın çocuklarını koruma görevini sorgulamayacak. Ne de olsa totosuna 2-3 cop yiyen 3-5 çapulcu var sokaklarda. O da babalık hakkıdır!

Bu ülkede din, dil, mezhep, etnisite ayrımı yok. Hele düşünce özgürlüğü öyle serbest ki… O yüzden Alevi can verdi mi, birileri “Saldırırken öldü!” diyebiliyor; ama o saldırının sebebi bir türlü sorgulanmıyor.

Derdi mi anlatabiliyor muyum sana? Hala okuyorsan…

Aldığın zorunlu din derslerinden en az birinde muhakkak sana “Kur’an doğruluğu sorgulanamayacak, değişime uğramadan günümüze gelmiş tek kutsal kitaptır,” cümlesi sarf edilmiştir. Peki sığındın, dara düştüğünde kelamını dilinden düşürmediğin o kitap insanı insandan üstün kılar mı? Öfkeyi, hırsı metheder mi? Yanıtını sen de en az benim kadar iyi biliyorken, o zaman bugün bu yaşananlar ve ardına sığınılmış o kutsal kitaba yönelik söyleme bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demez misin? Bu mudur Allah’ın kitabına imanın?

Pek tabii Internet’e erişimi kısıtlamakla tehdit ettiğin halka karşı, okullarda öğrencilere tablet dağıtmakla da böbürlenebilirsin. Lafa değil, icraate bakmak kolaydır da lafın ağırlığını tartınca değerinin ortaya çıktığını idrak etmek zordur.

Üç çocuk doğurmak kolay. Çok kolay. Öte yandan üç çocuk yetiştirmek hiç kolay değil, birini daha yetiştiremeden toprağa vermek hele hiç kolay değil…

Bilimi; sosyolojiyi, antropolojiyi, mimariyi, mühendisliği bilmeden herşeyi keyfince yorumlamak belki de en güzeli. Keyfinin gelişine karşındakine saydırdığın eleştirilerin bir dayanağının olmaması belki de daha az sorumluluk yüklüyordur omuzlarına. Bilince canın daha çok yanıyor çünkü.

Yoruldum. Daha fazla yazamayacağım artık. Sen vicdanınla başbaşa kal, ben yazıma başlarken kendime vaat ettiğim sakinliğin yerini öfke aldığı için insanlığımdan utanıyorum şu an.

Daha güzel günleri görmek dileğiyle…

 

 


  • irmiksizrevani

    Annesini 4 yıl önce trafik kazasında kaybetmiş bi evlat olarak, günlerdir yaşadığım azabı tarif edecek kelime bulamıyorum. Ben ki en sevdiğimi toprağa verdiğimi 4 senedir kabullenemedim, bi hiç uğruna evlatları öldürülen o analar ne yapsın, düşündükçe aklımı kaçıracak gibi oluyorum ve buna sebebiyet verenlerden de, bu ülkeden de midem bulanıyo artık. Ölümün yaşı, dini, dili, ırkı olmaz, ölüm ölümdür.

    • Şevval Ateş

      Melike,

      Çok üzüldüm. Dilerim ruhu huzur bulmuştur… Allah rahmet eylesin anneciğine de.

  • irmiksizrevani

    Amin çok teşekkür ederim..

%d bloggers like this: